Yazılan Yazılar
Saygideger siirdostu Sabit bey,
Az evvel bir rastlanti sonucu sayfanizi ziyaret ettim. Siir ve sanat adina yapmis oldugunuz güzel faaliyetlerinizi görünce aslinda bunun bir rastlanti olmadigina inandim. Sizi karsima Allah çikardi diyebilirim. Çünkü bende su siralar bir siir kitabi çikarmak için ugrasiyorum. Yurtdisinda yasadigim için bu kolay olmuyor. Internet üzerinden bazi yayin evlerine ulastim. Bunlardan birçogu siirlerimi begendiklerini ancak bu sene için programlarina siir kitabi almadiklarini söylediler. Ben bu arayislarima devam ederken sizin sayfaniza rastladim.
Isterseniz size biraz kendimden bahsedeyim. Ben yillardir Hollanda’da yasayan nacizane bir amatör sairim. Yillardan beri ask, sevgi, özlem, gurbet siirleri basta olmak üzere simdiki gençligin begenerek okuyup dinledigi türden, herkesin anlayabilecegi halk diliyle siirler yaziyorum. Yogun istek üzerine 1992 yilinda kendi imkanlarimla Hollanda dahilinde dagitilmak üzere bir siir kitabi çikarmistim piyasaya. O zamanlar büyük ilgi toplamisti burada. Hollanda’nin yerel ve ulusal yayin organlarinda olumlu tepkiler yayinlandi, fakat ben kendimi ve siirlerimi daha fazla olgunlastirmak amaciyla bir süre ara vermistim. Simdilerde yeniden siire agirlik verdim. Bu kez amacim Türkiye’mizde bir yayinevi araciligiyla yeni siirlerimden olusan bir siir kitabi çikarmaktir. Sizin de benim gibi amatör sairlere vermis oldugunuz destegi görünce bu mesaji yazmaya karar verdim.
Kisacasi ben bir siir kitabi çikarmak istiyorum ve bana yardimci olmanizi rica ediyorum. Eger masraflar için bir katki payi veya sponsorluk gerekiyorsa bunun maliyetinin asagi yukari ne kadar tutacagini ve diger sartlarin neler oldugunu bilmek istiyorum. Gerekirse buradan kolayca sponsorluk bulabilme imkanina sahibim. Eger bu projeyi gerçeklestirebilirsem Hollanda’caya çevirtme imkanim da var. Ayrica bu kitaptan bir maddi gelir beklemedigimi belirtmek isterim. Gerekirse bu kitabin gelirinin tamamini ülkemizdeki bir hayir kurumuna bagislayabilirim.
Eger benim ve siirlerim hakkinda daha genis bir intiba edinmek isterseniz sizi kisisel website’m olan www.EnsarAktas.com adresine davet ediyorum.
Eger bu mesajima olumlu veya olumsuz bir cevap yazma zahmetine katlanirsaniz beni ziyade memnun etmis olursunuz.
Basarilarinizin artarak devam etmesini diliyorum.
Saygilarimla,
Ensar Aktas
Rotterdam, Hollanda
Deðerli büyüðüm, sevgili hocam, büyük insan;
Önce size ulaþmýþ olmanýn mutluluðunu yaþýyorum.. Sonrasýnda böyle büyük bir ustanýn biz Türkü Dostlarýna çok büyük faydalarý olacaðýný düþünüyorum… Ýzin verirseniz anlatayým sayýn hocam.. Siteye besteleri, notalarý olan birçok insan geliyor ve bu insanlarýn çoðu genç yaþda ve ne yapacaklarýný bilemiyorlar.. Bizden yardým eli uzatacak insanlarýn adreslerini istiyorlar.. Eðer izin verirseniz sizin email adresinizi bu kiþilere verebilirmiyiz?
Birkaç gün önce sizden deðil de Nazende Hanýmdan birçok eserinizi aldýk ve siteye ekledik. Birçok ziyaretci tarafýndan okunmaya baþladý bile.. Ýsteriz ki bu eserlerin notalarý da olsun.. Eðer elinizdeki notalarýnýzý bize bir þekilde ulaþtýrmanýz mümkünse çekinmeden sitemizde yayýnlarýz..
Cevaplarýnýzý bekliyorum…
Türkü Dostlarý Admin
Evren SEÇKAL
http://www.turkudostlari.net
"Kültürümüze sahip çýkmayý kendimize görev bildik..."
Nuri Can
Merhaba sevgili dostum, Şiirin ve insanileşmenin güzelliği için verdiğiniz çabayı ve bu güzelliğin sofrasına, bizleride ortak etme eyleminizden doğan sevincimi, memnuniyetimi sözcüklerle ifade edemem. Biliyoruzki, şiir en eski ve en geçerli duygularını ifade etme sanatidir. İyiliklerin, inceliklerin, dostlukların özkaynağıdır. Sizinde bu görevi en iyi biçimde şiirlerinizle yerine getirdiğinize inanıyor ve size doruksal başarılar ilhamlar diliyorum.
Nuri Can şair, Ressam, Yazar Hollanda
Guner Kaymak
Sizin eller bizim eller ikiside ayni eller geleneklerimiz orf adetlerimiz galiba ayni bizdede her gelen misafiri hizir bilirler Biz cocukken bize misafir gelsin diye dua ederdik cunku misafire ozel yemekler hazirlanirdi omrumuzde yemedigimiz yemekleri sag olsunlar onlardan muhakkak artardi bizde sayelerinde bayram ederdik sizi tebrik ederim butun siirlerinizi okumaya calisacagim selamlar saygilar Guner Kaymak/Amsterdam"
engin korelli
Sevgili Sabit Ince,
35. Sanat yilinizi en icten duygularimla kutluyorum.
asagida ayrinti'ya gectiginiz duyuruyu, önümüzdeki olay ileti'de duyuralim. ancak, katilimcilar acisindan, Juri üyelerinin isimlerinin de verilmesi üslup olarak gerekirdi, diye düsünüyorum. cünkü, sizin de bildiginiz gibi, sececek insanlarin edebi-estetik -sanatsal kimligi, yazarlarin dikkat ettigi bir yöndür.
bu konuda kisa bir aciklama yapardaniz sevinirim.
ayrica, dernek baskanligindan ayrildiginizi, sitemli bir telgrafla (elbette ki, kisa bir duyuruydu, web sayfasinda) ögrenmis bulunuyorum. ancak, bir defa yönetime secilmemis olmayi, gurur meselesi yapmamaninizi ve yeni yönetimle de dostane bir sanat iliskisi sürdürmenizi her acidan olumlu görürüm. bir yönetim gelir, biri gider ama, icindekiler insandir yönetimlerin. ayrica siz de, derneginize biraz uzaktan objektif bakma yetenegi kazanirsiniz ki, bu da sizi de bir cok yönden gelistirir. tecrübelerdir bize kalan yasamdan! bunu devredebildigimiz ölcüde de, toplumsal kültüre ve sanata katki yapmis oluruz!
sevgilerimle...
engin korelli
Vedat Şahin
Hocam beni cok mutlu ettiniz. Nazik iltifatlariniz icin de ayrica tesekkürler.
Sizin gibi büyüklerimizden ögrendikce bir seyler karalamaya calisiyoruz. Ben kendime sair diyemiyorum henüz, yazdiklarim siir denemeleri. Simdilik cikmis bir kitabim yok. Insallah ilerde bir kitap tutacak icime de sinmis siirim oldugu takdirde ilk sizin kapinizi calacagim. Tekrar tekrar tesekkürler.
Ellerinizden öperim, selam ile...
Vedat Şahin Hamburg 18.02.2003
Ozan Arif
Sevgili Gönüldaşım ,
Aynı duygularla Ben de Sizlerin geçmiş bayramını kutluyor iki cihan saadeti diliyorum..
En içten muhabbetlerimle,
Ozan Arif
CAHİD AYLAR
Merhaba Sabit abi,
önce benim deftere yazdigin icten yazi icin cok tesekkür ederim, coktandir yazacaktim ama firsat bulamadim. Site gittikce gelisiyor
dostlarin sayesinde, önerin cok güzel tesekkür ederim ama siteme ulasmis 2 kozaklili var sadece, insallah ilerde ilgi cogalir ve böyle
bir güzellik yaratmaya calisiriz, gercekten cok iyi olurdu insallah ilerde diyorum.
Sabit abi, siirlerini biliyordum ama bu kadar cok yönlü bir sanatci oldugunu bilmiyordum cok sevindim ve gurur duydum, insana ayri
bir sevk veriyor bir hemserisinin basarilarini görmek. Ben siir dalinda henüz cok yeniyim daha acemilik dönemlerim insallah ilerde
gelisir diyorum.
Sabit abi uygun görürde yayinlanmasina izin verebilecegin siirlerinden gönderirsen memnuniyetle yayinlarim ve gurur duyarim.
Okudugum kadariyle Kayseride kaliyorsun insallah ilk izinde görüsmek isterim, benimde kayinbabam ve kayinlarim kayserideler.Hatta bu sene izinde 10 gün kaldim kayseride. Sabit abi sana ve ailene iyi günler ve bol basarilar dilerim. Arasira yazarsan sevinirim bende yazarim tabiki..
Kendine iyi bak.
Saygi ve sevgiler.
cahid aylar
Sayın Sabit bey,
• İltifatlarla dolu e-mailinizi aldım. Teşekkürler ederim. Bu sizin hüsn-ü teveccühünüzdür.
• Ekli olarak öz geçmişime ait birkaç cümle yazdım.2002 ye kadar yazmış olduğum şiirleri YETMIŞ BEŞTEN ÖNCE adlı bir araya topladım. Adresinizi bildirirseniz size bir nushasını gönderebilirim. ANTOLOJI.COM hariç manzumelerim şimdiye kadar hiç bir yerde yayınlanmadı.
•
Bekir Sıtkı Erdoğan beyle telefonla görüştüm ve selamlarınızı ilettim. Çok memnun oldu ve beni gayet kibar bir şekilde karşıladı. Adresini verdi. Yarın kendisine kitapla beraber yeni yazdığım manzumeleri göndereceğim. Beni sayın Erdoğan beyle tanıştırdığınız için de size minnettarım.
•Son çalışmalarımdan iki tanesin ekli olarak gönderiyorum. Eleştirmelerinizi beklerim.
•Şimdilik hoşça kalın
Mehmet Fatin Baki
•==================
•Mehmet Fatin Baki,17 Temmuz 1927 de İskenserun’da doğdu. Antakya Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden 1952 de mezun oldu ve askerliğini Ankara’da yaptı. Bir müddet sebest ticaret ile uğraştı ve 1959 a kadar Avrupa, Afrika, Asya ve Avustralya’da muhtelif memleketleri dolaştı.1960 senesinde New York’a yerleşerek ithalat ve ihracat işleriyle meşgul oldu. Tekaüt olduktan sonra 1990 da Florida’da Lise talebelerine yardım etmek maksadıyle bir dershane kurdu ve halen bu dershanenin müdürüğünü yapmaktadır.Yoğun işlerinden firsat buldukça hece ve aruz vezinleriyle, kafiyeli manzumeler yazar.
•Mehmet Fatin Baki
Sevgili yoldasim Sabit,
Benim icin yazdigin siir cok guzel. Cok begendin ve beni cok mutehassis etti. Ben de uyuyamadim ve senin icin bir kit'a yazmaktan kendimi alamadim.
Bekir Sitki Erdogan hocamiz gonderdigim NAZIRE'yi bu gunlerde almis olacak. Kendisini Pazar aksami arayip hatirini soracagim. Ne dersin?
Cuma gunu Zehra hanim YOKTUR KI VEREM siirini okudu ve sana ithaf etti.
Bilemem dinleyebildin mi? Bu hafta gene bir manzume yollayacagim. Yorumlayacagini tahmin ederim.
Saglikla kal 15.1.2003 florida
Mehmet Fatin Baki
Sevgili gonul dostu yoldasim,
Bekir Sitki beyle biraz evvel telefonla gorustum. Uzun ve verimli bir konusma yaptik. Siirlerimde bazi vezin hatalari olmasina ragmen beni aruzla siir yazmaga tesvik etti. Antolojide kendisinin aruzla yazilmis siirlerini buldup okudugumu soyledim. Memnun oldu. Yakinda kendi siirlerini de bir kitap halinde bastiracagini ve bana bir kopyasini gonderecegini bildirdi.
Kendisini sizinle beraber Amerikaya gelmesi icin davet ettim. Bunun mumkun olacagini fakat simdilik bazi zorluklarin cikabilecegini belirtti.
Aruzla siir yazan talebelerini kendi baskanligi altinda bir gurup halinde toplarsa bu hem Divan edebiyatina bir canlilik verir hem de yeni sairleri aruzla yazmaga tesvik eder. kanaatindeyim. Siz ne dersiniz?
Sizin siirlerinizi Antolojiden okumaga devam ediyorum. Bu gun birkac tanesini okudum. Her biri ayri guzellige dokunuyor.
Taner Ozgurkan, Ismail Turan Akdeniz, ve Ahmet Coban gibi kimseleri taniyor musunuz? Bu kimselerin Divan siiri ile alakadar oldugunu tahmin ediyorum.
Simdilik hosca kalin. Yakinda tekrar yazarim.
Mehmet Fatin Baki 19.1.2003
Kayseri ve ANASAM
Unutmam mümkün değil: Kayseri, 1950’li yıllarda, sokaklarında pis suların aktığı, tavukların-horozların eşindiği, kedilerin-köpeklerin dolaştığı kocaman bir kasaba manzarasındaydı. Otobüslerimiz, Sivas’tan Ankara’ya Kayseri üzerinden geçerek giderdi. Kayseri’ye geldiğimizde, yerimden kalkmak istemezdim. Sivas, Kayseri’den daha aydınlık, daha güzel bir şehirdi. Kayseri’de beni cezbedecek hiçbir çizgi yoktu. Ama Kayseri’nin o dağınık, o kapkara yüzü, birdenbire değişmeye başladı. Çünkü 1950 yılında Belediye Başkanlığına, Demokrat Parti’den Osman Kavuncu seçilmişti. Osman Kavuncu, insanı şaşırtacak, hayranlıklara düşürecek kadar çalışkan, zeki, becerikli, hareketli, bilgili, vatansever bir idareciydi. Onun, 1950-1957 yılları arasındaki başkanlığı esnasında, Kayseri yeni bir yüzle gülümsemeye, derlenmeye, toparlanmaya başladı. Şehre yol geldi, cadde geldi, kanal geldi, plân geldi, su geldi yeni yeni yerleşme ve sanayi merkezleri geldi. Kayseri, artık sokaklarında pis suların aktığı bir şehir olmaktan çıkmaya başladı. Sivas’ın önüne geçti. Şehir, bir tavus kuşunun birdenbire, binbir güzellikle açılan kuyruğu gibi açılıp saçılmaya başladı. Osman Kavuncu çok büyük bir vatanseverdi. Kayseri tarihinin en büyük idarecilerinden biriydi. Ama Türk’ün şu çilesine bakınız: 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra, bir geri, bir zavallı,bir kıskanç zihniyet, Kavuncu’yu yedi yıl ağır hapse mahkûm etti ve onu zindanlara tıktı. Osman Kavuncu, Kayseri’ye 7 yıl aşkla-şevkle hizmet etmenin karşılığını, 7 yıl hüküm giymekle, zulüm görmekle aldı.
Kayseri’nin ikinci büyük Belediye Başkanı Mehmet Çalık’tır. 1963-1973 yılları arasında O da Osman Kavuncu gibi bitmez-tükenmez bir gayretle Kayseri için çalıştı. Müthiş zeki, müthiş başarılı-uzak görüşlü, müthiş vatansever bir idareciydi. Osman Kavuncu’nun dev hamlelerini devam ettirdi. Ufak-tefek, zayıf, çelimsiz bir adamdı.
Ama yüreği ve beyni, sanki Erciyes dağı kadardı. Yaptıklarını anlayamayanlar çok oldu. Hani ellerinden gelse, Onu da Adnan Menderes gibi götürüp asacaklardı. Türk’ün şu çilesine bakınız: Mehmet Çalık’ı da Kayseri’ye, hemşehrilerine aşkla-şevkle hizmet ettiği, şehri omuzlayıp kaldırdığı için 10 aya mahkum ettiler. Aleyhinde açılan yüze yakın dâvâ, öldüğü için düştü. Vefatından sonra anlaşıldı ki, Mehmet Çalık, belediyeden bir tek kuruş maaş almadan çalışmış, maaşını fakir-fukara Kayserililer’e dağıtmıştır. Bâzı ilericiler ve devrimciler O’nu darağacına çekememenin acısını yıllarca yaşadılar.
Kayseri mi tekin bir şehir değil, yoksa Türk’ün gafleti ve cehaleti mi devam ediyor acaba?
Niyazi Bahçecioğlu, Kayseri’de 13 yıl Belediye Başkanlığı yaptı. 13 aya mahkûm oldu. Sonra Şükrü Karatepe, başkanlık koltuğuna 4 yıl için oturdu. O da 4 ayını cezaevinde geçirdi.
Kayseri şimdi Ankara’dan bile çok daha güzel, çok daha plânlı, rahat aydınlık bir şehir. Türkiye’de gecekondu sefaleti ve çirkinliğiyle esnemeyen, uyuklamayan tek büyük şehrimiz Kayseri’dir. Bırakın gecekonduyu Kayseri’de konut fazlalığı bile var. Bazı semtlerde, ev sahipleri, evlerini beş para almadan kiraya veriyorlar. Yakıt masrafından kurtulmak için! Kayseri Belediyesi, dar gelirli Kayserililer için 24 bin daireli mükemmel bir yerleşim merkezi düzenlemiş. Gördüm ve hayran oldum. Şehrin tek noksanı; ağaç ve yeşil saha. Kayseri’nin orman kuşağı yok. Şehrin bir orman kuşağıyla güzelleştirilmesini nedense düşünmemişler. Belediye, hem o 24.000 konutu tamamlayıp sahiplerine teslim etmiş, hem de topladığı paraları değerlendirerek ortaklarına kurban ve ramazan bayramlarında ikramiyeler dağıtmaya başlamış. Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Bursa, Sivas, Erzurum..gibi büyük şehirlerimizin belediye başkanları. Kayseri’deki uygulamayı dikkate almadıkları takdirde ipi sür’atle göğüsleyemezler.
Kayseri’de ANASAM isimli bir kuruluş da var. ANASAM: “Anadolu İlim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği” demek ANASAM’ın Genel Başkanı şair Sabit İnce! ANASAM, büyük şehirlerimizin dışında, Anadolu’da kurulan ilk edebiyat ve ilim-eserleri meslek birliklerinden biri. Elbette alkışlanacak bir kuruluş. ANASAM 8 Eylül’de Kayseri’de, 9 Eylül’de Yahyalı da şiir programları düzenledi. Bu münasebetle Erciyes Üniversitesi Rektörü, dâvetlilere bir akşam yemeği verdi. Şiir matinesine hiçbir belediye başkanı katılmadı. Şehrin bürokrat takımı da programa gelmedi. Bu bakımdan beşyüz kişilik salon dolmadı. Halbuki bir tek Bekir Sıtkı Erdoğan’ı bile dinlemek için salonun tıklım tıklım dolması gerekirdi. Şiir şöleni çok iyi geçti. Geceye; Bekir Sıtkı Erdoğan, Abdullah Erkal, Recep Çalkaner, Murat Dalgıç, Ahmet Ekici, Mümtaz Beğen, Kadir Karaman, Abdullah Güneş, Mustafa Sarıkaya, Mehmet Küçük, Erkan Ayrancı, Şevki Çobanoğlu, Zeynep Şahin, Hüseyin Çarkın, Bekir Kartal, Cemal Toptaş, Ali Akdemir, Nazende İnce, Sabit İnce gibi Kayserili şairler katılıp şiirlerini okudular.
Kayseri’de Av. Nevzat Türkten, 23 yıldan beri, tek başına bir sanat dergisi çıkarıyor. İsmi: Erciyes! Erciyes 273. sayısıyla Kültür Bakanlığımıza selâm gönderiyor. Ve koskoca Bakanlığın bu güzel Sanat ve Edebiyat dergisine neden sahip çıkmadığını, abonelerini neden kestiğini çok haklı olarak öğrenmek istiyor! Neden? Neden? Neden?
ANASAM, 9 Eylül’de de, Yahyalı’da, Yahyalı Gönüllü Eğitimciler Derneği’yle birlikte ikinci bir program daha düzenledi. Belediye Başkanı Kemal Şahin’in yardımlarıyla ve Abdurrahim Koyuncu, Erkan Ayrancı, Mustafa Kasap, Ahmet Güldoğuran, İbrahim Bal, Mehmet Adıge, Önder Türkmenoğlu, Serdar ve Nuri Özşahin gibi Yahyalılılar’ın iştirakiyle kültür dünyamız bir daha şenlendi. Yahyalılılar, Bekir Sıtkı Erdoğan’ın hem nefis şiirlerini, hem de Türkçemiz üzerine yaptığı mükemmel bir açıklamayı, büyük bir dikkatle dinlediler.
Kayseri’ye ve Yahyalı’ya binlerce selâm, sevgi, takdir, alkış!
TÜRKİYE GAZETESİ Yavuz Bülent Bakiler 16 Eylül 2000
MERHABA SABİT BEY;
BEN MESUDE ÖZERCAN KAYSERİLİYİM VE ŞU AN ELİMDE Bİ BÜLTENİNİZ MEVCUT İNTERNET SAYFANIZIDA İNCELEDİKTEN SONRA ÇOK BAŞARILI İŞLERE İMZA ATTIĞINIZI GÖRDÜM, YAZIKKİ ŞİİRE FAZLASIYLA İLGİLİ OLMAMA VE AMATÜRCE ŞİİR YADA ŞİİR DENİLEN SATIRLARLA DOLU YAZILAR YAZMAMA RAĞMEN HENÜZ BİR KİTABIM YOK VE BAŞ UCUMDA OLAN BU KADAR ETKİNLİK YAPAN Bİ BİRLİKTENDE HABERSİZ YAŞAMIŞIM. ŞU AN ERCİYES ÜNV.ÖĞRENCİSİYİM VE SİZİN BU GÜZEL GÖNÜL BİRLİĞİNİZE KABUL
OLMAK İSTİYORUM. TABİ ŞARTLARI OKUDUM AM BUNLARI NEREYE VE NASIL
VERECEĞİMİ.ARTI BUNLARLA NELER KAZANACAĞIMI ANLAYAMADIM.YAYINA HAZIR BİR ESERİM YOK MALESEF.SONUÇ OLARAK GEREKEN ŞERTLER HAKKINDA VE BANA KAZANÇLARI HAKKINDA SİZDEN BİLGİ İSTİYORUM.
ŞİMDİDEN İLGİNİZE TEŞEKKÜRÜ BİR BORÇ BİLİYORUM.
SAYGILARIMLA
MESUDE ÖZERCAN
Aziz ve değerli kardeşim,
Teşekkür ederiz. Biz de sizlerin bayramini içtenlikle kutluyor,tüm ince ailesine mutluluklar diliyoruz.
Yunus Karaca 7.12.2002 Ramazan Bayramı Ankara
Muhterem Şair Hocam Sabit Bey ve hanesinin bayramlarini kutlar, nice mutluluklar dileriz. yerimize (Anasam’a) hiç gitmedim sensiz oralar sicak degil, hoşca kal
Hikmet Onaç, şair Kayseri 5.12.2002 Ramazan Bayrami
Bayramınızı kutlar saygılar sunarız,
Aycan ve Galip Kurdoğlu Artvin 5.12.2002 artvin Ramazan Bayramı
Bayramınız Kutlu, gününüz mutlu olsun
Fikret Akın Şair, Yazar Afyon 6.12.2002 Ramazan Bayramı
Aziz Kardeşim,
Bilmukabele, sizin de bayramınız mübarek olsun, sağlık, esenlik dilerim. Selam, Sevgi ve saygı
İsa Kayacan Ankara Şair, Yazar 8.12.2002 Ankara Ramazan Bayramı
Sizlerin de bayramınızı candan kutlarım .
Şemsettin Kuzeci şair, Yazar Ankara Ramazan Bayrami 8.12.2002
Selam Sabit abi
Maile cok sevindim teşekkür ederim, sayfami begendigine de ayrica çok sevindim. Sana başarilarinn devamini ve her şeyin gönlünce olmasini dilerim. Hayırlı ramazanlar. Saygı ve sevgilerimle. cahid aylar Öncelikle cân-ı gönülden merhaba... Sizden küçük bir ricâm var. Mesajımın altında size 7 adet şiirimi gönderiyorum. Bunları okuyup, beğendiğiniz takdirde, Antoloji'nize kayıt ederseniz, inanın bu âcizi ziyâdesiyle memnûn edeceksiniz. Yok hayır bu cesârete yeltenmemi densizlik ve haddini bilmezlik olarak nitelendiriyorsanız, o vakit özür dilerim... Antoloji'de bir miktar şiirim mevcûd. Bu şiirler içerisinde *Seni Düşündüm* adlı şiir aynı zamanda bana 2000 Yılı'nda, Avrupa'da yılın şâiri ünvânını kazandırmıştı. Diğerleri içerisinden de beğendiğiniz olursa, teveccühünüze şükrânı bir borç bilirim... Küçük bir ricâm daha var. Çok yakın bir zamanda beklenen kitabımız çıkıyor inşaallah. Antoloji'de bulunan şiirlerim içerisinde en çok hoşunuza giden 10 şiiri yazarsanız, kitap husûsunda redaksiyondaki arkadaşlara da anket niteliğinde yardımınız dokunacaktır... Hürmetlerimle... Mustafa Engin Karatay
Sayin sabit bey bana gelen siirlerinizi bir zevkle okuyorum cok güzel siirleriniz var bazen ozan Armutcu ile atismanizi da okudum ikinizde cok iyi seyler yaziyorsunuz sizlere basarilar ve sagliklar diliyorum -Ömer kurtar Almanya
Ben Trabzondan Resul Hamza EMİN
sizin adresinizi.antoloji.com’dan buldum.Benim en çok sevdiğim şiir tarzı Anadolu aşıklık şiir tarzıdır..ama bu sitede aradığımızı bulmak çok zor.sizin sitenizi çok sevdim. Acaba Feyzi Halıcı’nın "aşıklık geleneği ve günümüz halk şairleri antolojisi" gibi bir site yapamaz mısınız..Bizlerde halk şiirinin ustalıklarını geleneklerini ve de halk ozanlarını daha iyi tanırız.Ya da düzenlenen şiir şölenlerini illerde olan "aşıklar kahvesi" ni ya da aşıklar hakkında haber verirseniz çok sevinirim çalışmalarınızda başarılar diler saygılar sunarım.
İKİ DÜNYA TATLISI İNSAN
Neyse çok geçmeden Anasam Ankara Bölge Baskanligina geldik, büro önünde bir elinde torba, diger elinde bir cemis bont çanta ile cidden mülayim cidden beyefendi bir “INSAN” duruyordu kosarak yanina gittim selamladim, evet bu “INSAN” Anasam Anadolu Ilim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birligi Genel Baskani Sayin Sabit INCE’NIN ta kendisiydi. Ankara’da kendilerini görmek o anki duygularimla tabiri yerinde ise; ilacini, doktorunu, Allah tarafindan sifa bekleyen, yataginda bir hasta gibi, ben için, Gönül Hastaliklari, Kalp Tamir Mütasisi Sayin Sabit INCE’YI, görmek inanilmaz bir duyguydu, ayni gün iki dünya tatlisi insan, birden kendime gelmistim...
O aksam Sayin Genel Baskan Ankara’da Radyo Ostim de saat 24.00’dan 02.00’a kadar canli yayin konugum olacaklardi, sevgili gönül dostlarim aslini söylemek gerekirse soy adasi oldugum baskanimi daha evvel kitaplardan, internetten, Anasam bültenlerinden ve siirlerinden taniyordum. Hakkinda birçok yazi ve yazdiklarini okumustum fakat bire birde hiç karsilasmamistik, önceleri biraz tedirgindim ama ustam öyle güzel yaklasiyordu ki yaninda rahatsiz olmak mümkün degildi, tabi ki Ankara Anasam Bölge Baskanligindaki dostlarimizin da hakkini çignememek lazim, Ankara Anasam Bölge Baskani Sayin Ismail Kara, Sair Özkan GÖNLÜM, Hattat Ressam Sair Hüseyin BALIM, Sair Sayin Sakir SUSUZ, Büyük Anadolu Gazetesi Sahibi Sayin Bahtiyar ÖZGÜR’ÜN olmasi benim daha rahat olmami saglamisti.
Ankara bölgeden saat 22.00 sularinda Radyo Ostime gitmek üzere Üstadim ve Sayin Balim ile birlikte ayrildik. Gece program çok güzel geçmisti, hatta bize ayrilan süreyi dinleyenlerden gelen istek üzerine yarim saatten fazla uzatmistik. Sayin INCE’YI tanidikça tam bir gönül insani oldugunu fark ediyordum, program bitmisti fakat sohbet bitmiyordu. Sabah saat bes ve biz halen Ostim TV/Radyonun VIP salonunda muhabbete devam ediyorduk, siirler okuyor, türküler söylüyorduk, sabah alti sularinda demet evlerde bir çorbacidayiz. Muhabbet halen soluksuz devam ediyor, siirler bitmiyordu. Bir ara, üstadim dün Türk Dünyasi Kültür Merkezine yetisemediniz Sayin Yavuz Bülent BAKILER harika bir siir ve kültürel bir sölen ziyafeti çekti dedim. Ardina Sayin INCE, cidden bende orada olmayi çok isterdim yetisemedim, Sayin Yavuz Bülent Bakiler’inde Anasam üyesi oldugunu ve kurulusumuza bagli birçok kadim sair dostumuz var dedi. O an yüregimin yamaçlari günlük gülüsdanlik oluverdi, yüregimin her yeri çayir çimene dönüsüverdi. Duygularim mutluluk siriltisi içinde yüregime akiyor akiyordu. Üyesi oldugum kurulusta mükemmel insanlarin olmasi beni tarifi imkansiz duygulara salmisti.
Çorbacidan ayrildigimiz saati hatirlayamiyorum, istemeye istemeye Sayin INCE ve Sayin BALIM’ DAN ayrilmis, tarifsiz duygularla evimin yolunu tutmustum. Uykuyla uzun süredir dargindik o günde bu oruç bozulmadi, birkaç saat uyuduktan sonra çankayadaki her hafta bulustugumuz adrese, sairler toplantisina gittim.
Içeriye girdigimde biraz saskin, çok sevinçli, bir haylide heyecanlanmistim, zira Sayin Yavuz Bülent BAKILER seref konugumuz olarak kürsüye yakin oturuyor, solunda epeydir tatilde olan Sayin Sair Dr. Bekir MUTLU ustam aramiza tekrardan dönmüs, saginda yönetimin basinda her zaman oldugu gibi bir çinar direngenligiyle Emekli Vali Sayin Riza AKDEMIR, Sayin Akdemir’in yaninda Sair, Yazar, Gazeteci Sayin Hüseyin YURDABAK, Sayin Bakiler’in çaprazinda yine seref konuklarimizdan Anasam Genel Baskani Sayin Sabit INCE ile birlikte Ostim Tv Gönül Köprüsü Program Yapimcisi Sair Ressam Mehmet Halis BOZKURT ve sürpriz bir isim Sair Cevdet ASLAN uzun süredir aramizda göremiyorduk o gün Sayin ASLAN’DA bizleri sereflendirmislerdi. Program bütün hiziyla devam ediyor, sirayla bütün sair dostlarim siirlerini okuyordu, sira bana geldiginde heyecanimi siz takdir ediniz.
Bir ara Sayin INCE, “Sevgili Murat Sayin BAKILER’IN konusmasinin sonunda Türk Dünyasi Kültür Merkezine birlikte gidelim” dedi. Aslinda o gün oradan bir dakika bile ayrilmak istemiyordum fakat Türk Dünyasi Kültür Merkezindeki Dünyada yasayan TÜRKLER ile ilgili sohbeti de merak ediyordum. Sayin BAKILER’IN sözlerinin bitimiyle biz anilan yere uçar hizla gittik...
Türk Dünyasi Kültür Merkezindeki sunumun Allah’tan sonunu yakalamistik, dostlarla kisa bir söylesinin ardina tekrardan çankayaya döndük, dönüste umarim sairler dagilmamistir diye Allah’ima dualar ediyordum. Bu sikintimi fark eden Sayin INCE “Hayirdir bir derdin mi var senin” diye sordu. Yok hocam dedim, “Yok, yok söyle bakalim sikintini” dedi. Bende hocam bu imkansiz ama Sayin Yavuz Bülent BAKILER bu aksamki programimda bir bes dakika Ankara’ya Radyo Ostim 96.0 dan merhaba dahi dese yeter dedim. Sayin BAKILER dostumuz olur Ostim TV Mehmet Halis BOZKURT beyin programindan çikinca muhakkak sana da ugrar konusurum dedi. Ayaklarim yerden kesilmisti...
Geldigimizde sairler dagiliyordu, telaslanmistim çünkü Sayin BAKILER’LE konusmayi çok arzu ediyordum. Bu arada Sayin BAKILER’I Sayin Özkan GÖNLÜM’ ÜN aracinda gördüm. Yanlarinda diger sair arkadaslarda vardi. Sayin INCE “Hayrola ne tarafa? ” diye sordu. “Babanin yanina gidiyoruz hadi takip edin” dedi.
Önde Sayin GÖNLÜM, arkalarinda Sayin Sair Kadir YARALI ve Sair Ressam Tv Program yapimcisi Sayin M. Halis BOZKURT ve onlarin arkasinda, Sayin INCE, Sayin BALIM ve ALLAHIN naçizane kulu ben takibe koyulduk. Yolda baba kim? Biz kimin yanina gidiyoruz? Neler oluyor? Sorular kafamda patlayip duruyordu, aslinda sormayi çok istiyordum ama yeterince Sayin INCE’YI yormustum zaten.
Neyse Seyran baglarina geldigimizde ara sokaklardan birine araçlar park edildi, yaklasik yirmiye yakin sair birlikte bir binadan içeri girdik. Kapida bizi karsilayan insan sonradan ögrendigim seksen dört yasinda ki cidden sairlerin babasi ismini kitaplardan ve ustalarimdan duydugum Sayin Ahmet Tufan SENTÜRK’TÜ. Allah’ima sükürler olsun birkaç gün içinde yasattigi güzelliklere bir yenisini daha katmisti, orda olmak bambaska bir duyguydu, daha benim gibi yolun basinda emeklemesini dahi bilmeyen çaylak bir delikanliya belki de yasattiklari birkaç gömlek fazlaydi...
Sayin Sair Ahmet Tufan SENTÜRK’LE söylesimizi saglayan ustalarim “Baba bu delikanliya sahip çik diyorlardi”. Babada cidden babaydi yanina oturttu sanki arkadasmisçasina benimle sohbet etti. Allah basimizdan eksik etmesin diyorum. Sonra Sayin BAKILER’IN sohbetine kulak kestim, Sayin YARALI’YA, BOZKURT’TA, GÖNLÜME, BALIM’A ve Sayin CEYLAN’A Türkçe konusmanin ne kadar önemli oldugunu derin, anlatiyordu, bir ara toylugumdan atilip “Ama hocam, düzgün konusmak en basta ilim irfan sahibi ögretmenlerimizin bizleri ana sinifindan bugüne kadar egitmesinden geçmez mi? ” diyecektim “Müdahale etmeyiniz” dedi. Kendi kendime eyvah! Murat çatlamasan olmaz mi? Yine büyük bir gaf ettin diye içimden geçirdim, sustum ve dinledim. Sonradan üstadin anlattiklarini dinleyince “Söz gümüsse sükunet altindir”atasözümüz aklima geldi, zira üstadim konuyu derinlemesine anlatmis ve soru sorulamayacak bir noktada bitirmisti.
Saatler ilerliyor zaman günesin karsisinda kar misali eriyordu, Sayin Bakiler’in bir baska Tv de programi vardi. Kalkma zamani geldiginde hep birlikte Sayin Üstadimiz Babamiz Ahmet Tufan SENTÜRK’ÜN ellerini öperek yanindan ayrildik.
Seyranbaglarindan sonra ugrak noktamiz hep birlikte Ankara Anasam Genel Baskanligiydi. Hep birlikte yemek yendi, sohbet edildi, bir ara Sayin INCE ve Sayin BAKILER’IN sohbetini farkettim Sayin INCE beni isaret ediyordu. Sonrasi Sayin BAKILER Tv programi için kalkmak zorunda kaldi, aksamda 22.30 da baslayip 24.00’ a kadar süren Ostim Tv deki Sayin BOZKURT’UN hazirlayip sundugu GÖNÜL KÖPRÜSÜ isimli programina katilacakti. Sayin BAKILER’IN Anasam Ankara Bölgeden ayrilisi, zorlu bir serüvenin baslangiciydi.
Saatler 21.30’u gösterirken Sayin Sabit INCE’YI ugurlamak üzere A.S.T.I ye hareket ettik, sevgili üstadimi burukluk içerisinde yollarken merak etme, Sayin BAKILER tevazu sahibi mütavazi bir kisilik eminim seni kirmayacak diyordu. Sayin baskanimi Kayseri’ye dogru yolculuk yapmak üzere ugurladiktan sonra Sayin BOZKURT’LA büyük bir hizla OSTIM TV/RADYO’YA geldik. Heyecanli bekleyis baslamisti.
Acaba hocam Sayin BOZKURT’UN programina yetisecekmiydi sonrasi 24.00 da baslayan “DUYGU ADAMIYLA SIIRLI SAATLER” radyo programima girecekmiydi? .. Kalbim yürek kafesimi zorlayip duruyordu, Sayin BOZKURT’ta benden farksiz duygularla programa giderken “Agbi programinizdan sonra bana ugrarsiniz degilmi? ” diyordum. “Çocuk merak etme” diyordu. Diyorduda birde bana sorun can dostlar.
Sayin BOZKURT’UN programi hizla akiyor, heyecan resmen somut bir hale gelmis vaziyette ekrandan OSTIM TV’NIN VIP salonuna akiyordu. BOZKURT agbi yillarin tecrübesi böyleydi, ya ben dünki çocuk, ne yapacaktim. Bir ara dizlerimin titredigini, ellerimin ter içinde kaldigini fark ettim. Arkami döndügümde, asansörün kapisindan stüdyolarimiza dogru gelen ilk insan, Sayin BAKILER’DI, arkasinda okul arkadasi Sayin GÖNLÜM ve dostlari Sayin BALIM vardi.
Üstadim çarçabuk programa alindi zira o bir degerdi ve Ankaralinin kesinlikle onu dinlemesi gerekiyordu.
VIP’DE zaman geçmek bilmiyordu, heyecanim ayaklanmis üstüme üstüme geliyordu, birkaç arkadasa dua etmeleri üzerine mesaj geçtim, zaman su gibi akiyor saatler 23.50 yi gösteriyordu, Sayin Özkan GÖNLÜM’E dönerek hocam beni unutmayin dedim. Merak etme dedi ama birde bana sorun...
Artik saniyeler bana dogru akiyordu sevgili Kumanda masasi amiri sayin Nadir DEMIR, agbi son on saniye, dokuz, sekiz, yedi, alti.................. startini veriyordu sanki bedenimden ruhum ayrilacak gibiydi. Cep telefonumda kan kam sakin ol, sen kurtarirsin, ne demek dizlerim titriyor, devam, devam diyordu.
Sevgili Nadir’e dönerek Neyzen Tevfik’in ney cd sinin ikinci parçasini çalmalisin dedim “agbiiii bu yapilir mi? ” dedi. Ama her zaman oldugu gibi son saniyelerin adami cd yi saliselerle radyo ostim 96.0’ dan bütün baskente ve kulaklarimda bana dinletmeye baslamisti, neyin sesi yüregimin can evine dogru usul usul akiyordu.
Hiç düsünmeden üstadimin “SANA GELDIM MEVLANA” isimli eserini titrek bir sesle yorumlamaya basladim.
Siirin son kitasinda stüdyonun kapisi aralandi, Sayin BOZKURT ve üstadim Sayin BAKILER içeri girdiler. Hayatimda hiç bu kadar heyecanlandigimi, açilis konusmami nasil bitirdigimi, üstadima nasil hos geldiniz dedigimi, halen hatirlayamiyorum. Allah’tan bant kayitlari var... Yaklasik kirkbesdakikalik bir söylesinin ardindan üstadim stüdyolarimizdan ayrildi. Benim için ömrümce unutamayacagim harika bir gündü.
Sevgili gönül dostlarim, sözlerimi inanin nasil baglayacagimi bilemiyorum fakat su bir gerçek, anlatmaya çalistigim bu hikayede, Murat INCE’YE emegi geçen, yukaridaki satirlarda isim ve unvanlarini aktarmaya çalistigim tüm büyüklerime huzurlarinizda binlerce tesekkür eder, en derin saygi ve sevgilerimi sunarim.
Bir baska hikayede bulusana dek, siir tadinda, hosça en önemlisi dostça kalmaniz dileklerimle.
Murat INCE
UNUTULMAYAN ANILAR
Tarih 01.09.2001 Pazar Ankara’da Türk Dünyasi Kültür Merkezindeyiz. Izleyiciler pür dikkat, ak saçli, ak biyikli ama halen on sekiz yasinda bir delikanlinin direngenliginde, sanki bin yildir yasayan bir çinari, bir efsaneyi, bir “INSAN’i” dinliyorlar.
Dayanamadim konusmaciya ben de kulak kestim. Kesis o kesis, tam iki buçuk saat, bir solukta geçen bir zaman. Aman ALLAHIM!.. Ne kadar güzel bir Türkçe, bu nasil bir hitabet ...
Ara, ara öfkeli bir adam. Konferanstan görüntü almaya çalışan kameramanlara, sükûneti bozduklari için ... Fakat hiç haksiz olmayan bir öfke ve asla yüreginin önüne adim dahi geçmeyen bir öfke. Önce sasirmis hatta, kameramanlar gibi kendi kendime ben de biraz üzülür gibi olmustum ama anlattiklarini özümseyince benim üzüntümün, öfkemin, bir gaftan öteye geçmeyecegini anladim.
Bir solukta geçen zaman içerisinde, bir yudum dahi su içmeyen tek bir çatlak sese dahi mahal vermeyen, bir çok değişik konuya değinen bir çınar ...
Önce Karabağ’da yaşayan ve tüm dünyada varolan Türkleri anlatıyor. Ardına özümüzden nerelerden geldiğimizden bahsediyor. Konudan konuya geçerken, cidden siirsel bir anlatim, ari bir dil ve iyi bir “TÜRKÇE” konusmacinin tamamiyla hakimiyeti altinda. Dinledikçe sasiriyor anladikça, yani bos olusumu, içimdeki bilgi açligini, dogrusu cehaletimi fark ettikçe utaniyordum. Öyle güzel bir üslupla hikayeleri anlatiyordu ki, dinletiyi birakip gitmek mümkün degil. Ellerim çenemde, dilim dislerimin arasinda parçalanmak üzere, yüregim bir yanardag gibi patladi patlayacak, gidip ellerini öpmek, karsisinda ceketimi iliklemek ve yasadigi sürece “Üstadim beni yaniniza alin, emirlerinize amadeyim” demek geliyor. Biliyorum böyle bir dalkavuk düsünce üstadim tarafindan siddetle reddedilecek ve hiçbir zaman onun nazarinda, küflü bir teneke kadar degerim asla olmayacak... Ne yaparsiniz?.. Yolun daha basinda bir delikanli için, bu konferans, bu bilgi söleni anlatilmayacak kadar muhtesem bir duygu...
Evet, üstadım anlatmaya devam ediyor, Türkiye’de halen yaşatılmakta olan efsane insanlar nerelerden kültürümüze değişerek nasıl bu günlere gelmiş, Bir Köroğlu destanının, halen Bolu ili civarında yaşatıldığını, aslında bu destanın kahramanlarının Türkmenistan’da asırlar önce yaşadığını şimdi Köroğlu ve Ayvaz olarak bildiğimiz kahramanların, orada Goroğlu ve Eyvez olarak yaşadığını, Tarihimizde nüktedan cevaplariyla bizleri hem güldüren hem düsündüren Aksehir civarinda yasamis oldugu söylenen Nasrettin Hocanin Türkmenistan’da, Nasrettin Efendi olarak bilindigi, Keloglan ile ilgili destanlar vs. bir çok benim su an animsayamadigim konulari öyle güzel anlatiyor ki, bir kaneviçe gibi nakis nakis isliyor, farkindan olmadan gönüllerde hiçbir zaman yikilmayacak bir taht kuruyordu ki, sizlere bunu bire bir anlatabilmemin imkani yok, anlayabilmemizin tek sarti da bu güne kadar yayimlanmis olan eserlerini incelemeden, üç sefer, bes sefer, on sefer.... okumadiktan sonra da özümseme sansimiz yok ve benim anlatacagim yazmaya çalistigim su satirlardaki cümlelerimle de ifade etmemin olanagi yok. Sevgili gönül dostlarim, üstadim bu anlattiklarini bire bir yasamis ve tarihimizi cidden arastirmis bir insan, anlattiklarinin tamamini belgelere dayandirarak ve bir çok dergi, gazete, radyo ve görsel basindaki sunumlarindan da anlasilacagi üzere, bizlere aktardigi tüm duygu ve düsüncelerini yasamis ve özümüzü nerelerden geldiğimizi tek tek üsenmeden arastirmis bir insan. Kim mi ?.. efendim az sabirli olmakta fayda var, çünkü yüregim üstadimin ismini dahi zikretmeye telaslaniyor ...
Can dostlar, Ankara Hukuk Fakültesi Mezunu, halen yaşamini Istanbul’da sürdürmekte olan üstadim, konuşmasini son olarak, gelen isteklerden dolayi, bir şiirle baglamadan önce, benim tam solumda oradaki herkes gibi, pür dikkat kendisini izleyen, Sayin Şair Özkan GÖNLÜM’E dönerek “ÖZKAN o yillari iyi bilir” biz hukuk fakültesinde birinci sinifta beraberdik o yillarda ask öyle kolay kolay, söylenemez bugün ki gibi kizlarin beline sarilarak yürünemezdi ancak duygular bir sekilde yazilir çizilir kit imkanlar dahilinde yar ile paylasila bilinirdi, o da kiza açilma sansini yakalarsaniz. Diyerek siirinin hikayesini anlattiktan sonra, “CEBECI ISTASYONU VE SEN” isimli muhtesem eserini yorumlamaya basladi. Siirde mi yaziyor, yorumluyor? demeyin sakin, zira üstadimin bükülmezde bir kalemi var, kim mi ?.. Efendim cidden sabirli olmakta fayda var, bir saniye ...
Anılan tarihte, yaklaşık üç saat süren, kitap tanıtım ve imza günü, göz açıp kapanıncaya kadar geçiyor ve ben dostlarım ile birlikte istemeye, istemeye Türk Dünyası Kültür Merkezinden, hocama adam gibi bir selam dahi veremeden ayrılmak zorunda kalıyorum. Düşünsenize çocukluktan beri şiirleriyle büyüdüğüm ve farklı yanlarını ilk kez imza günündeki konuşmasında öğrendiğimde fark ettiğim, büsbütün büyülendiğim, ustama bir selam bir “ALLAHAISMARLADIK” bile diyememenin verdiği eziklik ve hatta izdihamdan dolayı kitabını dahi imzalattıramadan, biraz kendime küskün, dargin bir vaziyette, Anasam Ankara Bölge baskanliginin yolunu tutuyorum...
Ankara Demetevler yolunda, Anasam bölge başkanligina, seyir halinde giderken, içimde üstadimin da şiirinde kaleme aldigi gibi “ACIMSI, BURUK, BIR HEYACAN, YÜREGIMIN YANI BASINA, BAGDAS KURUP OTURMUSTU” Tarifi imkansiz duygular içerisindeydim, bir an evvel tanisip ellerini öpmeliydim ... Halen ismini söylemedim mi? özür dilerim can dostlar inanin en basta söyleyebilmeyi isterdim, ya da yasadigim iki dopdolu günü yazarken her satirina YAVUZ BÜLENT BAKILER yazmayi, hay ALLAH!.. ismi konusmamin sonunda zikredecektim yani sürpriz yapacaktim yine çenemi tutamadim .. (Gelecek sayida baska bir ani)
Murat İNCE- ANKARA
sevgili kardesim,
mektubunuz beni ne kadar sevindirdi bilemezsiniz. Islerim yogun oldugu için, bir de yazdiklarinizi özümsemek, üzerine düsünmek için bekledim. Gördügünüz gibi saat 02:00'de yanitlamak istedim. Siirleriniz için kutlarim. Gerçekten kimileri var ki, Derinligiyle "Yunus yeniden dogmus Gerce'de, Sabit incenin donuna girip" dedirtiyor. "Uyuttular" örnegin, gerçekten hangisini anlatayim. Ancak kimi elestiri hakkimi da sakli tutuyorum. Toptan, bir vakit
bulup bir elestiri yazacagim. Sanirim karsi degilsiniz. Hem de ayrinti'nin aralik ayisinda bir kaç örnekle bir tanitim yapariz. Ancak benim Herikli oldugumu nasil anladiginizi yazmamissiniz. Bir tanidik
araciligiyla mi oldu, yoksa www.ayrinit.net 'ten bir bilgi aldiniz. Yoksa KÖSETAS'TA TASLASMA TÖRENI'NI MI OKUDUNUZ? Yeniden daha uzun bir mektupta bulusmak üzere sevgilerle.
engin korelli altta bir siir göndereyim benden.
onun disindaki siirlerimin bir kismini ayrinti'da bulabilirsiniz.
kimlerdenim:
Kösektas'li Takavüt'ün torunuyum. Bakalim bilebilecek misiniz?
Muhterem Hocam Sayın Sabit İnce
Çncelikle ziyaretiniz ve güzel dileklerinize çok teşekür eder Saygılarımı arz ederim. Güzel düşüncelerinize katilmamak mümkün degil Ancak burada hala bir organize eksikligi var Hüseyin Kerim Ece, Nuri Can, Ömer Albayrak, Kamil Aydemir, gibi birbirinden muhterem bir cok üstadlarımızın Hollanda da yaşamasına rağmen hala bir organize bozukluğu yüzünden bir araya gelemiyoruz. herkes bağımsız bir birinden kopuk aktivitelerini sürdürmekteler Tabiki bu durum yılda bir veya birkac kez bir araya gelmemize en büyük engel teşkil etmekte Organizelerin daveti üzere tesadüf aynı proğramlara düşersek ancak görüşebilmekteyiz veya tıpkı sizle olduğu gibi e mail aracılığıyla görüşmelerimiz olabilmekte Almanyada Öner Özcan ın önderliğinde henüz kurulma aşamasında olan Avrupada yaşayan türk yazarlar birliği, Amsterdam Türk evi ve Wird dergisine bu konuyu ileteceğim önümüzdeki günlerde. Bunların üniversiteler bazında sponsor edilen yıllık proğrama Almanya Hollanda Belcika Fransa Türkiye gibi Genişletilmiş bir Kültür Sanat Edebiyat şenliği olabilirmi İnşallah olumlu olumsuz gelişmelerden sizi haberdar edeceğimizden emin olunuz. ifksan derneğinin sanallıktan yasal sıfatına girmesi durumunda bu sancılarımız tamamen ortadan kalkmış olacak Tekrar sevgi saygılarımı arz eder Amsterdam dan kucak dolusu selamlar Aşik Çaglari
Sevgili dostum,
İlgine ve bize bahşettiğin şerefe layık olmayarak teşekkür ederim. Zaten amacımda sizlerin Hollanda da yaptığınız çalışmaları bireysellikten kurtarıp, organize olmanıza zerre de olsa bir katkıda bulunabilir miyim düşüncesiyle bu öneriyi sunma gereği duydum. Ne güzel çalışmalar yapıyorsun ama bunu bireysellikten çıkarıp toplumsal hale getirmek ve sizlerin biraraya gelmenizi sağlamak niyetindeyim. Neden olmasın. Çünkü sizlerin bu konularda maddi problemleriniz de yok. Sadece sizlere aşk verecek, şevkinizi artıracak bazı dostlarla sizlere gelip, onların vereceği ışık ve ilhamla biraraya gelerek dernekleşmek, guruplaşmak ve diğer vatandaşlarımızın da bu olaylara katılmasını temin etmek isterim acizane. Bunun için Türkiye’den Yavuz Bülent Bakiler, Bekir Sıtkı Erdoğan, Cemal Safi, Aşık Sefil Selimi gibi şair ve ozanlarla oraya gelebilir ve orada yaşayan kardeşlerimizle güzel anlar geçirip, onların kalplerindeki aşkı biraz daha hızlandırmak mümkün olur düşüncesindeyim. Eğer imkan olursa, Almanya, Belçika gibi yakın ülkeleri de beraberce dolaşarak Anadoludaki bu hareketleri oralarada taşımak elbette zor değildir. Bunun için dernekler, vakıflar ve benzeri kuruluşlarla irtibata geçerek bunu sağlayabilirsiniz diye düşünüyorum. Bu konuyu ben defalarca Ömer Albayrak ve Bünyamin Mantıcı arkadaşlarımıza sunmuştum. Onlarda sizin gibi yalnızlıktan ve biraraya gelememekten bunu şimdiye kadar gerçekleştiremediler. Ben inanıyorum ki buna siz önderlik ederseniz çok kolay olur ve bunu ancak siz başarabilir siniz diye düşünüyorum. Bilmem yanılıyor muyum? Sevgili Çağlari, ben Türkiye’deki organizeyi yapmaya hazırım yeter ki siz orayı organize edin. Tekrar selam ve sevgilerimi sunarken, tüm arkadaşlara, dostlara kucak dolusu selam ve sevgiler sunuyorum, en kısa zamanda birlikte olmayı diliyorum. Tüm arkadaşlarimin selam ve sevgilerinide de onlar adina iletmeyi bir borç biliyorum. Sabit İnce Kayseri Ozanlardan Atışma Taşlama Örnekleri Bu ne şereftir bu ne güzel düşünce.. Selam Muhterem üstadım Sabit İnce. Himmet'iniz olmasa hallerimiz nice Bahtiyar oldum üstad sizi görünce Bu ne şereftir bu ne güzel düşünce.. Naciz kaldım Amasya bolu arasında Cismim Uzak Amsterdam'dayım aslında Lakin külümü savurdular bolu dağında Bu ne şereftir bu ne güzel düşünce.. İmdad eyle yetiş Hocam Üstadım İki avcının elinde ben rehin kaldım H.İbrahimle Armutcu'ya avlandım Bu ne şereftir bu ne güzel düşünce.. Çağlari derki Hocam siz hoş geldiniz (Anasam) Anadolu hececilerine kanat gerdiniz Sizleri Hollanda da aramızda görmek dileriz Bu ne şereftir bu ne güzel düşünce.. 26*06*2002 Aşik Çaglari
Sevgili dostum,
İlgine ve bize bahşettiğin şerefe layık olmayarak teşekkür ederim. Zaten amacımda sizlerin Hollanda da yaptığınız çalışmaları bireysellikten kurtarıp, organize olmanıza zerre de olsa bir katkıda bulunabilir miyim düşüncesiyle bu öneriyi sunma gereği duydum. Ne güzel çalışmalar yapıyorsun ama bunu bireysellikten çıkarıp toplumsal hale getirmek ve sizlerin bir araya gelmenizi sağlamak niyetindeyim. Neden olmasın. Çünkü sizlerin bu konularda maddi problemleriniz de yok. Sadece sizlere aşk verecek, şevkinizi artıracak bazı dostlarla sizlere gelip, onların vereceği ışık ve ilhamla biraraya gelerek dernekleşmek, guruplaşmak ve diğer vatandaşlarımızın da bu olaylara katılmasını temin etmek isterim acizane. Bunun için Türkiye’den Yavuz Bülent Bakiler, Bekir Sıtkı Erdoğan, Cemal Safi, Aşık Sefil Selimi gibi şair ve ozanlarla oraya gelebilir ve orada yaşayan kardeşlerimizle güzel anlar geçirip, onların kalplerindeki aşkı biraz daha hızlandırmak mümkün olur düşüncesindeyim. Eğer imkan olursa, Almanya, Belçika gibi yakın ülkeleri de beraberce dolaşarak Anadoludaki bu hareketleri oralara da taşımak elbette zor değildir. Bunun için dernekler, vakıflar ve benzeri kuruluşlarla irtibata geçerek bunu sağlayabilirsiniz diye düşünüyorum. Bu konuyu ben defalarca Ömer Albayrak ve Bünyamin Mantıcı arkadaşlarımıza sunmuştum. Onlarda sizin gibi yalnızlıktan ve biraraya gelememekten bunu şimdiye kadar gerçekleştiremediler. Ben inanıyorum ki buna siz önderlik ederseniz çok kolay olur ve bunu ancak siz başarabilir siniz diye düşünüyorum. Bilmem yanılıyor muyum?
Sevgili Çağlari, ben Türkiye’deki organizeyi yapmaya hazırım yeter ki siz orayı organize edin. Tekrar selam ve sevgilerimi sunarken, tüm arkadaşlara, dostlara kucak dolusu selam ve sevgiler gönderiyorum, en kısa zamanda birlikte olmayı diliyorum.
Tüm arkadaşlarimin selam ve sevgilerini de onlar adina iletmeyi bir borç biliyorum.
Sabit İnce Kayseri
ANASAM - Anadolu Elm ve edebiyyat eserleri Sahibleri Meslek Birliyinin merkezi Türkiyenin Kayseri şeherinde olmaqla, dünyanin bir çox ölkelerinde - Azerbaycanda, Hollandiyada, Almaniyada, o cümleden Quzey Kibris Türk Cümhuriyyetinde şöbeleri yaradilmişdir.
Birliyin sadri, meşhur yazar Sabit Ince her il ANASAM-in şer antologiyasini hazirlayib oxucularin ixtiyarina verir. Poeziya heveskarlarina ANASAM-in üzvlarindan bir neçesinin yaradiciliq nümunelerini taqdim edirik. Şerleri redaksiyaya ANASAM-in Azerbaycan temsilçisi Resmiyye Sabir taqdim edib.
Zaman Gazete Azerbaycan 29.08.2002
